4 Ekim 2011 Salı

Kısa Bir Giriş

Askerlik elbette kutsal bir meslektir. Bir ülkenin huzurunun korunması adına can vermeyi, acı çekmeyi, gerektiğinde can almayı (ki bence en zor kısımlarından birisi de budur) göze almaktır. Onurlu ve gurur duyulacak bir meslektir. Bugün bağımsız bir ülke olarak varsak, akşam yatağımızda uykuya dalarken can derdi taşımıyorsak, camilerimizde ezan rahatça okunuyor ve herkes kendi dinini istediği gibi rahatça yaşıyorsa bunu başta Mustafa Kemal Atatürk önderliğindeki şehitlerimize, gazilerimize ve askerlerimize borçluyuz.

Burada yanlış anlamalara mahal vermemek için en baştan şunu belirtmem gerekiyor, kendini nasıl tanımlarsın deseler, ilk sıraya "Türk"lüğümü koyarım. Çevremdeki herkes beni "Milliyetçi" olarak tanır. Ulu önder Atatürk'ün "Ne mutlu Türk'üm diyene!" sözünü hep haklı buldum ve Türk olmaktan her zaman gurur duydum.

Tabi bazı şeyleri biribirinden ayırmak gerekir. Milliyetçilikle askerliği özellikle. Askerde sıkça tekrar ettirilen "Her Türk Asker Doğar" sözüne inananlardan değilim, kendimden biliyorum çünkü :). Bence kimi mühendis, kimi avukat, kimi doktor, kimi yazar vb. doğar. Ben asker doğmadığıma eminim çünkü sırf karşı taraftan diye hayatımda hiç görmediğim, tanımadığım birisine silah doğrultmak, kurşun sıkmak benim yapabileceğim birşey değil.


Her Türk'ün asker doğmadığına inandığım için, doğal olarak her Türk erkeğine "Vatani Görev" adı altında zorunlu askerlik yaptırılmasına da karşıyım. "Vatani Görev" illa askerlikle yapılmaz, böyle dersek bu ülke için çalışan diğer meslek gruplarındaki bütün insanlara, ayrıca askerlik yapma şansı hiç olmayan Türk kadınına haksızlık etmiş oluruz. Bu ülke adına çalışmalar yapan bilim insanları "Vatani Görev" yapmış olmuyorlar mı? Ülkenin en ücra köşelerinde, elektriksiz köylerde öğretmenlik yapanlar "Vatani Görev" yapmış olmuyorlar mı? Uyuşturucu çeteleriyle canını dişine takarak çatışan polis ""Vatani Görev" yapmış olmuyor mu? Peki milli sporcularımız "Vatani Görev" yapmış olmuyor mu? Türk kadını ne yaparsa yapsın askere alınmadığı için "Vatani Görev" yapmış sayılmayacak mı yani? Bu listeyi uzattıkça uzatabilirim.

Tabi "zorunlu askerliğe" karşı olmak, askerliğin "zorunluluk"unu ortadan kaldırmadığı için ben de askere gitmek zorunda kaldım :)

Bu blogda da askerliğimin bir aylık acemilik döneminde tuttuğum günlüklerimi yayınlamaya karar verdim. Bunları yayınlamaktaki gayem hiçbir şekilde askeriyeye, askerlik kurumuna ya da herhangi bir kişiye karşı sataşma, nefret uyandırma vb. gibi amaçlar değildir, olamaz. Ancak askere gitmeden önce farkettim ki, askerlikle ilgili herkesin anlattığı şeyler biribirinden çok farklı, tutarsız, ve çoğu zaman gerçeği yansıtmıyor. Benim gibi birçok kişiyi "nasıl biryere gideceğim" acaba diye bir merak kaplıyor. Bu blogun amacı işte bu merakları gidermektir. Giderken neler götürülmesi gerektiğinden tutun, dağıtım neye göre yapılıyor, askeriyede hakkaten torpil var mı vb. sorulara askeriyenin içindeyken tuttuğum günlüklerle yanıt vermeye çalışacağım.

Ben askere gidip gelei 2 seneyi geçtiği için de, burada yazdıklarımın herhangi istihbarati bir bilgi niteliği de taşımadığına eminim. Taşıyabilecek olanları da zaten yayınlamayacağım.

Umarım yeni askere gideceklere faydalı olabilirim.

Sevgiler,
Mühendis